AKINROBOTICS YK BAŞKANI Dr.ÖZGÜR AKIN İLE DİJİTALLEŞME Üzerine ... - CEO TÜRKİYE
CEO-TÜRKİYE CEOROPORTAJ CEOTÜRKİYE DİJİTALLEŞME MANŞET ROPORTAJLAR RÖPORTAJLAR
AKINROBOTICS YK BAŞKANI Dr.ÖZGÜR AKIN İLE DİJİTALLEŞME Üzerine ...

AKINROBOTICS YK BAŞKANI Dr.ÖZGÜR AKIN İLE DİJİTALLEŞME Üzerine ...

CEO-TÜRKİYE CEOROPORTAJ CEOTÜRKİYE DİJİTALLEŞME MANŞET ROPORTAJLAR RÖPORTAJLAR
ÖZET BİLGİ:

DETAYLARI


Dr. Özgür AKIN
AKINSOFT - AKINROBOTICS Yönetim Kurulu Başkanı (Baş Mühendis)

Ülkemizdeki ve Dünyadaki Dijitalleşmelerle ilgili gözlem, yorum ve tecrübelerinizi paylaşır mısınız?
Dijital dönüşümün temelini eğitim oluşturmaktır. İlkokul seviyesine kadar kodlama eğitiminin indirgenmesi, algoritma mantığının verilmesi daha bilinçli bir şekilde ilerlediğimizin göstergesi. Lise ve üniversiteden mezunların istihdam sahalarında nitelikli iş gücü oluşturması açısından önemli.
Alt yapıya istediğiniz kadar büyük yatırımlar yapın en son teknolojik malzemeler ile donatın, etkin kullanım sağlayamadığınız sürece istediğiniz verimi alamazsınız. Teknolojik sistemleri insan iş gücü ile birleştirdiğimizde, dijitalleşmenin verimi ile karşılaşmış oluruz. Ben sizlere kendi sektörüm ile ilgili bilgi vermeye çalışayım. Dünyada Bilişim sektörü büyüklüğü 5 trilyon dolar, Türkiye’de ise sektörün büyüklüğü 25 milyar dolar. Dünya da yazılım sektörü büyüklüğü 3,5 trilyon dolar iken Türkiye de yazılım sektörü 6 milyar dolar civarındadır. “Türkiye de bu sektörde faaliyet gösteren 17 binden fazla işletme var. Yurtiçi ve yurtdışında 900.000’e yakın işletmeye hizmet verilmektedir. BT hizmet alanında yerlilik oranı %85’lerde, yazılımda ise yerlilik oranı %60 civarlarında" Yazılım sektöründe üretim yapan işletmeler daha düne kadar devlet politikalarında yer alamamış bunun sıkıntılarını yaşamıştır. Hizmet sektörü statüsünden sanayici statüsüne geçmesi bazı engelleri aşmada kolaylık sağlayacaktır. Yasalar, destekler, teşviklerle korunan yazılım pazar payını artıracaktır. Bu birazda kurum, kuruluş ve işletmelerin yerli yazılım tercih ederek yerlileşme yolunda adım atılması ile yaygınlaşacak, ülke içinde güçlenecektir. Güçlenen yazılım sektörü yurtdışında da kendini ispatlayacak markalar yaratacaktır.
Dijitalleşme sadece reklamları kapsamaz. Verilerin dijital ortamda yönetilmesi zamandan ve iş gücünden de tasarruf sağlayacaktır. Dünya her geçen gün küçülüyor. Uçak endüstrisi, telefon endüstrisi, internetin gelişmesiyle artık dünya bilgi köyüne dönüştü diyebiliriz. Dünyada bir taraftan rekabet piyasası büyürken, bir taraftan da dünya tröstleşiyor. Yani, tek bir sisteme doğru gidiyor. Belli bir süre sonra rekabet diye bir şey kalmayacak. Bugün dünyanın her yerinde kahve satan, yemek satan şirketler ya da tekstil ürünleri, ayakkabılar, arabalar, aklınıza gelebilecek kullandığınız tüm ürünleri dikkat edin, dünyanın her yerine satıyorlar. Ve küçük şirketler hızla yok oluyor, yok olmaya mahkum. Bu bir anlamda, hem dünyanın küçülmesi, geniş pazar, global pazar ve burada rekabet anlayışını getirirken, bir taraftan da büyük balık küçük balığı yutar, çok basit bir felsefe. Bu mantıkla her geçen gün küçük şirketler yok oluyor. Rekabet ortadan tamamen kalkacak. Nasıl kalkacak? Bu gelişmekte olan şirketler, büyüyen, tröstleşen şirketler zaten yüksek teknolojiyi çok yakından takip ediyorlar ve çok hızlı bir şekilde adapte oluyorlar. Bunlardan en bariz örnekleri Alman şirketleri. Alman şirketleri bir dönem dünyaya ürün satmaya başladıktan sonra, 2. Dünya savaşı endüstrileşmesinden sonra, insan kaynağının pahalı olmasından dolayı orta doğuya uzak doğuya kaymaya başladılar. Uzak doğuda insan gücü, iş gücü daha ucuz diye, fabrikalarının tamamını oraya taşıdılar. Ama şimdi 4. Sanayi Devrimi ile birlikte artık penceresiz fabrikalar çıkmaya başladı. Yani içeride bir tane insan çalışmıyor. Tamamen robotik sistem, yapay zekayla kararlar veriyor ve üretiyor. Bu fabrika bir tane değil ve dünyanın çeşitli yerlerinde yapılanmış, birbiriyle haberleşiyorlar. Tedarik zinciri haberleşmeyle sistemler üzerinden başlıyor. Yani tedarik zincirinin mailleşmesine kadar bunları artık insan yapmıyor. Bunları tamamen bir sistem kontrol ediyor. Bu anlamda diğer büyük şirketle rekabet edecek gücü kalmıyor.
Şirketler evliliği ya da şirketler birlikteliği, stratejik ortaklıklar çıkmaya başlayacak. Bu ne anlama gelecek? Stratejik ortaklıklarla birlikte veri transferleri olmaya başlayacak. İşte, bilgisini paylaşan, veri transferi yapan, doğru stratejik ortaklık yapan şirketler kazanacaklar. Çünkü lokasyon çok önemlidir. Bugün Asya’daki, Avrupa’daki, Amerika’daki bir pazar, aynı değildir. Asya’nın verisine sahip değilseniz orayı pazar olarak kullanmanız çok zor. Bu alanda veri satın alan, satan şirketler de var. Ne kadar sağlıklı? bilinmez. Bu sadece insanlar üzerinde yapılan anketler de değil, oradaki ürünün sonrasında oluşabilecek problemler, pazarda oluşabilecek problemler. Eğer pazara giriyorsanız insan kaynağından tutun finansına, sistemine kadar maliyetler nelerdir bir çok detaya hakim olmanız anlamına geliyor. Şirketler arası stratejik ortaklıklar kuran kazanmaya başlayacak.
Bu mesele bir şahsın, bir kurumun meselesi değil, bu bir ülke meselesidir. Ülke olarak güçlü bir şekilde geliyoruz. Teknoloji ithal eden değil, Teknoloji ihracatı gerçekleştiren ülke olacağız. Ülke olarak gerek devlet tarafından gerekse makro ve mikro işletmeler olarak dijitalleşmede yol haritamızı belirlemek gerekiyor.
Günümüzde bulut bilişim, simülasyonlar, nesnelerin interneti, büyük veri, eklemeli üretim, yapay zeka, entegre sistemler ve robotik teknolojiler ön plana çıkmakta. Almanya, ABD, Çin gibi ülkeler sanayi devriminde çitayı en üst seviyeye taşımakta, Hindistan, Güney Kore ve Malezya bu yarışa dahil olan ülkeler arasında. Geçmişte düşülen hataların hızla onarılarak bu treni kaçırma lüksümüzün olmadığını bilmeliyiz. Süratle, sanayi ve eğitim kurumlarının iş birlikteliği önem arz etmekte, ekonomik ve ticari düzenlemelerin yapılanması, geleneksel iş süreçlerinden sıyrılma, yönetimlerin dijitalleşmeyi özümsemesi uygulamaya geçmesi, iş gücünde problemlerin çözülmesi, bilinçli alt yapıların oluşturulması dijitalleşmede atılacak adımların başında gelmekte.


Akıllı Şehirler konusunda ülkemizde ve dünyada gözlemleriniz nelerdir?
Bugün baktığımızda modern bilgisayarlar henüz yorumlama kabiliyeti olmadan dahi insandan çok daha güzel veri işliyor. Artık veriler daha önceden analiz yapılabiliyor. Bu tabi ki veri işleme metotlarıyla ya da istatistiksel veri analiz teknikleriyle veriler kontrol ediliyor ve bir takım sonuçlar çıkartılıyor. Bu bir kalite kontrol araştırması veya herhangi bir kentte bir anket araştırması sonucu olabilir. Bireylerin ya da kitlelerin, toplulukların ne istediği, nereye varmak istedikleri, ihtiyaçları, ürünün kalitesi, eksik yanları neler, hangi tip durumlarda hangi sorunlarla karşı karşıya geliyoruz? Bu sorular çoğaltıldıkça ve iç içe girmeye başladıkça, artık sadece analiz etme yetmemeye başladı. Bazı durumlarda yorum da katmak gerekiyor ki bu ihtiyaçla birlikte artık yapay zeka kavramı ortaya çıkmaya başladı. Artık makineler bazı şeyleri yorumlayabiliyor. Toplanan verileri bir araya getirerek ortak bir veri sentezlemesi yapabiliyor. Hatta sentezlemenin de dışına geçip insan nasıl öğreniyorsa yapay zekalar da verileri sürekli analiz ederek şu karara varabiliyor: Evet demek ki bu olay şu şekilde cereyan ederse, bu da böyle devam ederse, sonuçta bu oluyormuş. Bunların farklı pozisyonlarında oluşabilecek durumlar da şunlar şeklinde size birçok yorumlar çıkartabiliyor ve bunları öğrenip insandan çok daha hızlı bir şekilde öngörü de bulunabiliyor. Bize neyi gösteriyor? Artık yapay zekaların yönetimde yer almasını. Üst düzey yönetimin olması gerekiyor ve üst düzey yönetimler de yer alabilir. Bu, bir şirketin icra kurulu heyeti olabilir, yönetim kurulu başkanı olabilir, hatta bir kentte belediye başkanı, ülkenin başkanı dahi olabilir. Şu an dünyada bunlar da artık konuşuluyor, tartışılıyor. Japonya’da, bir belediye başkanı onunla birlikte, hani direkt bir aday değil de, belediye başkanının yardımcısı şeklinde gözüken bir adayla birlikte çıktı. Billboardlara kadar yansıttılar.
Sosyal medyamda sürekli yayınlıyorum. Twitter’ımda hala sabitlenmiş bir şekilde duran bir şey var. Özellikle önümüzdeki yerel seçimlere şehrinizin belediye başkanı yapay zeka olsun mu? Şimdi insanlara böyle dediğiniz zaman uç noktalarda kalan bir söylem gibi geliyor olabilir. Direkt bir aday değil de, belediye başkanının yardımcısı şeklinde düşünün. Belediye başkanı şehrin yatırımları planlar, yatırımları planlarken de hitap ettiği insan kitlesini, şehrin halkını dinlemek zorundadır. Nasıl dinleyebilir? “Bu şehrin neye ihtiyacı var. Bunu bir insan mı daha kolay yapabilir, yoksa, gerçekten anketlerle düzenlenmiş doğru veri istatistikleri ile doğru şekilde yorumlayabilen, hatta sosyal medya aracılığıyla da geri dönüşümler alabilen bir sistem mi halka daha iyi hitap eder. Henüz şehirler yüzde yüz bir yapay zekaya teslim edilmiş yönetimlere hazır olmayabilir. Çünkü insanlarımız henüz buna güvenmiyorlar. Ya da olay sadece “Halk ne istiyor?” sorusuyla kalmıyor şehir yönetimlerinde. Halkın dışında bir de üst mecra var. Orayı da dinlemesi gerekiyor. Yukarıdan gelen bir takım direktifler, yatırım planları var, onları da dinlemesi gerekiyor. Bugün yapay zekalar; belediye başkan yardımcısı olabilecek düzeye çoktan geldi. Nasıl ki bir çocuğu eğitiyorsunuz yapay zekalar için de aynı şey geçerlidir. Her geçen gün eğitildikçe çok daha verimli sonuçları size sunacaktır..
Akıllı şehirlerin belirli noktalarına yerleştirilmiş sensör ağlar sayesinde; otonom araçların kullanımı trafikteki tehlike ve yoğunluğu önlerken, hava kalitesinin kontrol altında tutulması, ses teknolojileri ile şehrin ses kirliğinin önüne geçilmiş olur. Tek tuşla yönetebildiğimiz teknoloji odaklı yapılar günümüzde lüks gibi düşünülse de gün geçtikçe temel ihtiyaçlarımız arasında olacağı aşikar. Yenilenebilir enerji sistemleri oluşturulmalı. Doğanın korunması için, toplanan veriler ışığında doğru müdahale yapıldığı sürece yaşam sahalarımız daha kaliteli, güvenilir ve yaşanır hale gelecektir.
Dünya genelinde açıklanan projeler arasında, 2020 ‘li yıllar da başlayacak yapay ada ülkeleri, birkaç kıtayı birleştiren ülkeler, çöle ve hatta uzaya konumlanmış bağımsız devletler kurma projelerini duyuyoruz. 500 milyar dolar bütçeler ayrılan bu ülkelere, şehirlere enerji ve su, gıda, biyoteknoloji, yenilenebilir enerji sistemleri, yenilikçi teknolojiler, medya, eğlence, yapay zekalar, otonom araçlar hatta kendi dijital para birimlerinin yanında kanunlarını belirledikleri bağımsız devletler her geçen gün artmakta. 200-300 yıl yaşayan nesillerden bahsedilen bu ülkelerin temellerinde yapay zekalarda etkin görevlere sahip olacak. Yanınızdan geçip gidenin bir android mi yoksa insan mı olduğunu ayırt edemediğimiz anlar çok yakında gelecek. Yüksek teknoloji hayatımızın her evresinde ve her türlü ihtiyacımıza cevap verebiliyorsa akıllı yapılar içerinde yer almaya başladığımızın göstergesidir.
AKINSOFT ve AKINROBOTICS olarak gerek yazılım alanında gerekse robotik teknolojilerde ülkemizi temsil etme adına yüksek teknoloji üretmeye ve insanlık hizmetine sunmaya addettik.

0 Reviews:

Post Your Review

24/7 Customer Care

Lorem Ipsum is simply dummy text of the printing and typesetting industry. Lorem Ipsum has been the industry's.

Cash On Delivery

Lorem Ipsum is simply dummy text of the printing and typesetting industry. Lorem Ipsum has been the industry's.

One Day Shipping

Lorem Ipsum is simply dummy text of the printing and typesetting industry. Lorem Ipsum has been the industry's.

Worldwide Shipping

Lorem Ipsum is simply dummy text of the printing and typesetting industry. Lorem Ipsum has been the industry's.